Gece Gökyüzünde Yaşanan Büyük Hareketlilik

Dolunayda teleskopla yapılan gözlemlerde kuş yollarından saatte 9.000 kuşun geçtiği tahmin edilmektedir. Gece göçünün kuşlara sağladığı avantajlardan en önemlisi düşmanlarından bu yolla kaçabilmeleridir. Gece göç eden kuşların büyük bir bölümü küçük ve uçma kabiliyeti zayıf olanlardır. Bu yüzden gece karanlığında uçmak bu kuşlar için daha güvenlidir. Fakat gece göçleri sadece bu sebeple açıklanamaz. Çünkü güçlü uçucu olan ve okyanusta hiç durmadan 3.200 km'lik bir mesafeyi uçabilen bazı sahil kuşları da gece göç ederler. Kuşların gece yolculuğunu seçmelerinin sebeplerinden biri de beslenme zamanlarıdır. Genellikle gündüz beslenen kuşlarda sindirim çok hızlıdır. Bu nedenle kuşların gündüz beslenirken kısa aralıklarla besin almaları ve göçten önce bu besinleri vücutlarında yağ şeklinde depolamaları gerekir. Eğer küçük göçmenler, gündüz uzun uçuşlar yaparlarsa ulaşacakları yere gece bitkin bir halde ulaşırlar ve gece beslenemeyeceklerinden ertesi sabahı beklemek zorunda kalırlar. Bu durumda muhtemelen bulundukları ortamın soğukluğundan ve enerji elde edememekten dolayı birçoğu yaşamını sürdüremeyecektir. Bu yüzden bu canlılar geceleyin seyahat ederek çok programlı hareket etmiş olurlar. Gece göçünün tam ispatlanmamakla beraber tahmin edilen bir avantajı da, çevre ısısının düşük olmasıdır. Gün boyunca kanatlarını durmaksızın çırpan kuşlar için güneş ışıkları aşırı ısınma riski oluşturur. Gece yolculuğu da bu tehlikeyi önlemiş olur. Ayrıca harcadıkları enerji de belli bir ısı üretir. Kuşlar bu ısıyı hava keselerinden su buharlaştırarak yani bir çeşit terleme ile düşürürler.
Kuşların durmadan uçabilecekleri mesafeyi büyük ihtimalle yağ depolarından başka vücudun su kaybı da belirler. Bu yüzden gece yapılan göçlerde havanın serinliğinden faydalanıp daha az su kaybederek vücut ısılarını düşürebilirler. Su kaybının minimuma inmesi uçulan mesafeyi de artırır.

Bu canlıları Allah yaratmış ve gerekli yeteneklerle donatmıştır. Yaptıkları tüm işler de, Allah'ın varlığının ve kudretinin birer ayeti (delili)dir. . .

Yaratılış Hakikatleri: Penguenler

Bir kuş türü olan penguenler, kutuplarda buz üstünde yaşayan en kalabalık topluluktur. Diğer kuşlar gibi havada uçamazlar, ama derin suların en usta yüzücüleridirler. Suyun altında bu denli çevik ve hızlı olabilmelerini benzersiz vücut özelliklerine borçludurlar. Vücutlarını kaplayan kürkleri, derilerinden üretilen özel bir yağ sayesinde su geçirmezdir. Kaygan bir dalgıç kıyafetine sahip penguenler, böylece su altında saatte 25 km’ye varan bir hızla yüzebilirler.


Havada uçan kuşlar hafif olmak zorundadırlar, bu yüzden kemiklerinin içi boş olacak şekilde yaratılmıştır. Oysa penguenler derinlere dalabilmek için ağırlığa ihtiyaç duyarlar. İşte bu nedenle farklı bir yaratılışları vardır: kemiklerinin içi doludur. Böylece rahatlıkla balıkların peşinden derin sulara dalabilirler.



Penguenler bu çok özel tasarımları sayesinde, 600 metre derine dalabilen tek kuş türüdürler. Böyle bir dalış 10-15 dakika sürebilmektedir. Sürenin böylesine uzun olmasının başka bir sebebi daha vardır. Araştırmalara göre bu dondurucu soğuk sulardaki balıkları yedikçe, penguenlerin mideleri soğumakta, böylece metabolizmaları da yavaşlamaktadır. Yavaş çalışan metabolizma sayesinde kasların oksijen ihtiyacı azalır ve penguenin suyun altında kaldığı süre de uzamış olur. Peki, -50 dereceye varan soğukta, dondurucu rüzgarlara ve tipiye rağmen bu penguenler nasıl donmadan ayakta durabilirler?



Bu sorunun cevabı, kürklerindeki tasarımda gizlidir. Kürkleri 3 kattan oluşur. İlk katman birbiri üzerine yapışmış dış tüylerdir. Hemen altında bir duvar gibi izolasyon görevi gören bir hava katmanı yer alır. Üçüncü ve son katman ise kalın bir yağ tabakasıdır. Bu özel tasarlanmış kürk sayesinde penguenler günler, haftalar hatta aylar boyunca keskin soğuğa karşın donmadan yaşayabilmektedirler.



Penguenlerin yalnızca ayakları buzla temas halindedir. Peki aylarca ayakta duran penguenlerin ayakları da mı donmaz? Hayır. Çünkü penguenlerin ayakları da özel bir tasarıma sahiptir.



Donmayan ayakların sırrı, içlerindeki benzersiz damar ağıdır. “Karşıakım ısı değişimi” adı verilen bu dolaşım sisteminde, ayaklardaki kanı geri taşıyan toplardamarlar, atardamarların hemen etrafını bir ağ gibi örmüştür.



Atardamar devamlı olarak toplardamarları ısıtır, toplardamarlar da atardamarı soğutur. Böylece damarlardaki ısı, kaybedilmeden hemen geri kazanılır. Bu özel damar ağı sayesinde penguenler vücut ısılarını asla kaybetmezler ve ayakları da üşümez.



Yüce Allah penguenleri böyle bir ortamda rahatlıkla yaşayabilecekleri sistemlere sahip olarak, üstün bir yaratılışla yaratmıştır.. .

Allah İnsanlarla Çok İlgilidir

Etrafına kısaca göz atan bir insan Allah’ın kusursuz yaratma sanatının ve gücünün sayısız tecellilerini görebilir. Örneğin insan her aynaya baktığında genel olarak düzgün, simetrik ve güzel bir görüntü görür. Elbette bununla birlikte acizliklerini ve eksikliklerini de görür.

İnsan, bedenindeki bu bozukluk ve acizliklerden kaynaklanan ihtiyaçlarını gidermek ve daha düzgün, temiz ve sağlıklı bir görünüme sahip olmak için sürekli bir arayış içinde olur. Nitekim bu eksikliklerin giderilmesi için bir çok fabrika üretim yapmaktadır. Çok çeşitli ürünler, aylarca süren araştırma, üretim aşaması ve detayların belirlenmesiyle birlikte piyasaya sunulmakta ve insanların ihtiyaçlarının giderilmesine vesile olmaktadırlar.

Burada önemli bir nokta vardır, Allah’ın herşeyin Hakimi ve Yaratıcısı olduğunu bilen müminler bu ürünleri ve geçirdikleri her üretim aşamasını Allah’ın yarattığını bilirler.



Allah imtihanın gereği olarak insanları aciz yaratmıştır fakat bu acizliklerin nasıl giderileceğini ve dilerse nasıl kusursuz yaratabileceğini insanlara bu ürünler vesilesiyle göstermektedir.



Bu ürünlerin hem fiziksel görünümündeki hem kimyasal içeriğindeki detayları düşünen mümin, Allah’ın yaratma sanatının üstünlüğünü daha iyi kavrayabilir. İman gözüyle bakmayan bir insan bu detayları kavrayamayabilir fakat müminler Rabbimiz’in Katında herşeyin ‘bir an olarak’ belli olduğunu ve herşeyi Allah’ın yarattığını bildiklerinden, gördükleri bu ürünlerin aslında daha kendileri doğmadan yaratıldığının, hangi mağazanın hangi rafında satıldığının, hangi kabın içinde bulunduğunun, hangi fabrikada üretildiğinin ve kimin kullanacağının Allah Katında belli olduğunu bilirler. Yüce Allah’ın insanlarla ne kadar ilgili olduğunun bilincinde oldukları için de sürekli Rabbimiz Allah’a şükrederler.. .

İMAN GERÇEĞİ (HAKİKATİ NE DEMEKTİR?

Uzun bir tatilden döndüğünde evinin, çok düzenli ve mükemmel bir şekilde yeni eşyalarla döşendiğini, ihtiyaçlarına yönelik her türlü ayrıntının düşünüldüğünü ve sağlandığını gören bir insan bu manzara karşısında çok şaşıracak ve etkilenecektir. Sonra da kendisine bu sürprizi hazırlayan kişinin kim olduğunu merak edecektir. Elbette ki böyle olağanüstü bir sürpriz karşısında kayıtsız kalması düşünülemez. Örneğin, "nasıl olmuşsa olmuş, bu beni ilgilendirmez" diyemez. Herşeyin kendiliğinden ya da tesadüfen oluştuğunu, eşyaların kendiliğinden eve geldiğini ve düzenli bir şekilde yerleştiklerini düşünemez. Çünkü bunların hepsi belli bir akıl, bilinç ve güç gerektirmektedir. Dolayısıyla, herşeyi düşünmüş ve bilinçli olarak düzenlemiş birinin var olduğu son derece açıktır.


Yukarıda verdiğimiz örnekteki durum aynı şekilde tüm evren, dünyamız ve canlı cansız tüm varlıklar için de geçerlidir. Evrende, insan vücudundan gökyüzüne, hayvanlardan denizlerin derinliklerine kadar tüm varlıklarda ve olaylarda, son derece kompleks sistemler ve sayısız hassas dengeler vardır.



Düşünen ve aklını kullanabilen herkes bu kompleks sistemlerin ve hassas dengelerin, üstün bir güç ve akıl sahibi olan Allah'ın yarattığını görecektir.

Bu bilince sahip olan insan, etrafında gördüğü herşeyde, kendisine Allah'ı tanıtacak sayısız delille karşılaşır. Örneğin, çamurlu topraktan çıkan rengarenk, hoş kokulu çiçekler, lezzetli sebze ve meyveler, bu güzelliklerin algılanmasını sağlayan duyu organları, içinde birçok kompleks sistemin mükemmel ve uyumlu bir biçimde çalıştığı insan vücudu, Dünyamızı aydınlatan, ısıtan ve bunun için bize en uygun mesafede ve büyüklükte yaratılmış olan Güneş, kupkuru toprağı canlandıran yağmur ve evrenin tümünü kapsayan bunlar gibi daha sayısız deliller...

Bunların tümü birer "iman hakikati"dir. Yani, kişiyi imana götüren ve imanının artmasına vesile olan gerçekler, yaratılış mucizeleridir. Bu deliller üzerinde derin tefekkür eden her vicdanlı insan Allah'ın varlığını ve büyüklüğünü açıkça görerek iman edecektir. İman edenler ise iman hakikatleri sayesinde Allah'ı daha yakından tanıyacak, O'na duydukları iman, sevgi ve korku daha da artacaktır.

Ancak insanların çoğu çocukluklarından itibaren aldıkları yoğun maddeci telkinler nedeniyle etraflarındaki bu iman hakikatlerini fark edemezler ya da bunları fark etmekte zorlanırlar. Herşeyin tesadüflere, rastlantılara, doğal şartlara, şansa bağlı olduğu şeklindeki bu maddeci telkinler, insanların tüm evreni kaplayan apaçık yaratılış mucizelerini görmelerini engeller. Adeta gözlerinin önüne görünmez bir perde çeker. Çoğu insan iman hakikatlerine "Allah ne güzel yaratmış" diye bakmaz da, "ne güzelmiş" diye bakar, yani gaflet gözüyle değerlendirir.

Bu sitenin amacı da insanların gözlerinin önündeki gaflet perdesinin kalkmasına yardımcı olmaktır. Bunun için tüm evreni kaplayan iman hakikatlerinin yoğun biçimde araştırılıp insanlara aktarılmasının önemi ele alınacaktır. Sitede aynı zamanda bazı İslam alimlerinin, iman hakikatlerinin önemi hakkındaki görüşlerine ve bazı örnek iman hakikatlerine yer verilecektir. Ayrıca ahir zamanda insanları ateizme ve dinsizliğe sürükleyen ve en büyük aldanış olan evrim teorisinin batıl öğretisi karşısında, iman hakikatlerinin nasıl en etkin çözüm olduğu da ele alınacaktır.

AKILLI TASARIM yani YARATILIŞ

Sitede zaman zaman karşınıza Allah'ın yaratmasındaki mükemmelliği vurgulamak için kullandığımız "tasarım" kelimesi çıkacak. Bu kelimenin hangi maksatla kullanıldığının doğru anlaşılması çok önemli. Allah'ın tüm evrende kusursuz bir tasarım yaratmış olması, Rabbimiz'in önce plan yaptığı daha sonra yarattığı anlamına gelmez. Bilinmelidir ki, yerlerin ve göklerin Rabbi olan Allah'ın yaratmak için herhangi bir 'tasarım' yapmaya ihtiyacı yoktur. Allah'ın tasarlaması ve yaratması aynı anda olur. Allah bu tür eksikliklerden münezzehtir. Allah'ın, bir şeyin ya da bir işin olmasını dilediğinde, onun olması için yalnızca "Ol" demesi yeterlidir. Ayetlerde şöyle buyurulmaktadır:
Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir. (Yasin Suresi, 82)

Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "Ol" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117)

KURAN'DA İMAN HAKİKATLERİ

İslam büyüklerinin "iman hakikatleri" ya da "hakaik-i imaniye" şeklinde ifade ettikleri konu, insanları imana yönelten, Allah'ın varlığına ve birliğine delil oluşturan, O'nun üstün kudret, ilim ve sanatını gözler önüne seren her türlü yaratılış gerçeğini, bilgiyi ve delili kapsar. "İman hakikati" kavramı, "imana götüren, imana vesile olan ve aynı zamanda imanın artmasını, gelişmesini ve pekişmesini sağlayan gerçekler" şeklinde de özetlenebilir.

İnsanlar Allah'ın Zatı'nı göremezler. Ancak O'nun varlığını, kudret ve bazı sıfatlarını, yaratmış olduğu varlıklara bakarak anlarlar. Her resmin kendi ressamını tanıtması gibi, canlı ve cansız varlıklar da kendilerini yaratmış olan Allah'ı bize tanıtırlar. İnsanın bunlar üzerinde düşünmesi ve yaratılış delillerine tanık olması gerekir. Nitekim Allah Kuran'da, deve, sivrisinek, arı, örümcek gibi çeşitli hayvanları, bitkileri, ağaçları, dağları, yerleri, gökleri birer iman hakikati, yani yaratılış mucizesi olarak örnek vermiştir. Bu gibi iman hakikatlerine dikkat çekilen ayetlerden bazıları şöyledir:

Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratıldı? Göğe, nasıl yükseltildi? Dağlara; nasıl oturtulup-kuruldu? Yere; nasıl yayılıp-döşendi? (Gaşiye Suresi, 17-20)

Şüphesiz Allah, bir sivrisineği de, ondan üstün olanı da, örnek vermekten çekinmez. Böylece iman edenler, kuşkusuz bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler; inkâr edenler ise, "Allah, bu örnekle neyi amaçlamış?" derler. Bununla birçoğunu saptırır, birçoğunu da hidayete erdirir. Ancak O, fasıklardan başkasını saptırmaz. (Bakara Suresi, 26)

Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 68-69)

Güneş'i bir aydınlık, Ay'ı bir nur kılan ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona duraklar tesbit eden O'dur. Allah, bunları ancak hak ile yaratmıştır. O, bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklamaktadır. Gerçekten, gece ile gündüzün art arda gelişinde ve Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde korkup-sakınan bir topluluk için elbette ayetler vardır. (Yunus Suresi, 5-6)

Ayetlerde vurgulanan bu iman hakikatleri, konuları vicdanıyla düşünen her insan için, onu, Allah'ın varlığını kavramaya ve O'na yakınlaşmaya götüren çok önemli vesilelerdir.

Tabii ki iman hakikatleri sadece bu ayetlerdeki örneklerle sınırlı değildir. Çevremizde gördüğümüz -veya göremediğimiz- birçok varlık, vicdanıyla ve aklıyla bakan her insan için bir iman hakikati olma özelliği taşır. Örneğin bahçede yürüyen karınca, masada duran çiçek, sokaktaki veya evimizdeki kedi, köpek ya da kuş, vücudumuz, göklerdeki ve yerdeki düzen, yağmurun yağması, çevremizi sarıp bizi uzaydan gelen zararlı ışınlardan ve maddelerden koruyan atmosfer ile bunlar gibi daha niceleri Allah'ı tanımak isteyen her insan için birer iman hakikatidir. Dev bir yıldızın hayatı, büyük bir iman delili olabileceği gibi vücudumuzun herhangi bir organı da imana yönelten bir hakikat olabilir



Kendinden (bir nimet olarak) göklerde ve yerde olanların tümüne sizin için boyun eğdirdi. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır.
(Casiye Suresi, 13) .

Hayatı boyunca etrafında gördüğü veya duyduğu herşeyde Allah'ın ayetlerini fark edip bunlar üzerinde düşünmek mümin için büyük bir sorumluluktur. Vicdan sahibi her insan bunun bilincindedir. Ve Allah'ın yarattığı milyonlarca canlının, kusursuzca yayıp döşediği yeryüzü ve uçsuz bucaksız göklerin arasında yaşarken, bunları düşünmez, gaflet içinde hayatını sürdürürse bu davranışının hesabını veremeyeceğini bilir.

Ki O, yarattı, 'bir düzen içinde biçim verdi', Takdir etti, böylece yol gösterdi, 'Yemyeşil-otlağı' çıkardı. Ardından onu kuru, kara bir duruma soktu.

(A'la Suresi, 2-5)

Düşünen vicdan sahibi insanlar için, bir kedi yavrusu, kuşlar ya da çiçekler de birer iman hakikatidir.