BATI DÜNYASI İMAN HAKİKATLERİNİ YENİDEN KEŞFEDİYOR

Günümüzde dünyada evrim teorisine karşı çıkan, bu teorinin geçersizliğini savunan birçok bilim adamı vardır. Bu bilim adamları, canlılığın evrim teorisinin iddia ettiği gibi tesadüfen oluşmadığı, akıl ve bilinç sahibi bir varlık tarafından yaratıldığı, evrendeki kusursuz ve hassas fiziksel dengelerin, canlı bedenlerindeki kompleks organ ve sistemlerin ya da canlıların moleküler düzeydeki kompleks yapılarının, materyalizmin "tesadüf" iddiasını açıkça çürüttüğünü ve yaratılışı ispat ettiğini savunmaktadırlar. Özellikle son 20 yıl içinde bu gerçeği savunan bilim adamları tarafından yüzlerce bilimsel kitap, makale yayınlanmış, bir o kadar bilimsel panel ve konferans düzenlenmiştir. Bu konuda yayınlanan dergilerden biri, Origins and Design (Kökenler ve Tasarım) adlı bilimsel bir dergidir ve bu dergide evrim teorisinin iddialarını çürüten pek çok bilimsel gerçek ortaya konmaktadır. Bu konudaki başka bir örnek de biyokimya profesörü Michael Behe'nin Darwin's Black Box: The Biochemical Challange to Evolution (Darwin'in Karakutusu: Evrim Teorisine Karşı Biyokimyasal Zafer) adlı kitabıdır ve bu kitap dilimize de çevrilmiştir.

Göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş (musahhar kılınmış) kuşları görmüyorlar mı? Onları (böyle boşlukta) Allah'tan başkası tutmuyor. Şüphesiz, iman eden bir topluluk için bunda ayetler vardır.

(Nahl Suresi, 79)

Söz konusu bilim adamları nın bu konuda ortaya koymuş oldukları deliller, materyalistler ve Darwinistler tarafından hiçbir zaman cevaplanamamaktadır. Bu vesileyle, evrim teorisinin bir aldatmaca olduğu, günümüzde gerek bilim dünyasında gerekse toplum genelinde pek çok insan tarafından fark edilmiştir.

İman hakikatleri, Darwin dönemine dek Batı biliminin temel anlayışlarından birini oluşturuyordu. Keppler, Newton, Cuvier, Linneaus gibi pek çok büyük bilim adamı, evreni veya canlıları "Allah'ın delillerini görme" niyetiyle inceliyordu. William Paley adlı bilim adamı tarafından kaleme alınan ve 1802 yılında yayınlanan Natural Theology: or, Evidences of the Existence and Attributes of the Deity, Collected from the Appearances of Nature (Doğal Teoloji: Ya da Allah'ın Varlığının ve Sıfatlarının Doğadaki Tecellilerden Derlenmiş Delilleri) isimli kitabı, pek çok iman hakikati içeriyordu. Kitabının girişinde bir saat örneği vermiş ve bir arazide gezinirken yerde bir saate rastlayan bir insanın "bunu herhalde doğa tesadüfen yapmış" diye düşünmeyeceğini, her saatin bir saat yapımcısını ispat ettiğini anlatmıştı. Ardından da canlı organlarını inceleyerek her birinin bir saatten çok daha kompleks yapılar içerdiğini ve Allah'ın varlığını ispat ettiğini açıklamıştı.

Darwin, işte bu anlayışı hedef aldı ve yok etmeye çalıştı. Canlıların birer "iman hakikati" olmadıklarını, tesadüfler sonucunda ortaya çıktıklarını, doğanın sözde bu canlıları var edecek bir güce sahip olduğunu ileri sürdü. Darwin'in iddiasının yankı bulmasının nedeni, o dönemde canlıların gerçekte ne kadar kompleks olduklarının bilinmemesiydi. Dahası doğa üzerinde yeterince deney ve gözlem yapılmamış ve Darwin'in "doğanın evrim mekanizmaları" dediği etkilerin gerçekte en ufak bir geliştirici etkiye sahip olmadığı anlaşılmamıştı.


Ve hayvanları da yarattı; sizin için onlarda ısınma ve yararlar vardır ve onlardan yemektesiniz.

(Nahl Suresi, 5)

Darwin'den bu yana geçen yaklaşık 1.5 asır içinde Batı bilimi bu gerçekleri bir bir keşfetti ve Darwinizm'i ispatlamak için uğraşırken gerçekte bu teorinin ne kadar büyük bir yanılgı olduğunu ortaya çıkardı. (Darwin'in çağımızdaki en fanatik savunucularından biri olan koyu ateist Richard Dawkins, bu iddiayı The Blind Watchmaker (Kör Saatçi) adlı kitabıyla son bir umutla savunmaya çalıştı, ama başaramadı.) Ve bilim, bir zamanlar Paley'in anlattıklarının doğru olduğunu, canlıların gerçekten birer "iman hakikati" olduklarını ispat etti. Michael Behe, bu gerçeği kitabında şöyle vurgular:

Paley'in görüşlerine kim karşılık verebilmiştir? Söz konusu saat, bir tasarımcı olmadan nasıl var olmuş olabilir?... Gerçekte Paley hiçbir zaman çürütülememiştir. Darwin veya Dawkins, bilim veya felsefe; hiçbir şekilde saatin bir tasarımcı olmadan nasıl var olduğunu açıklayamamıştır. Michael Behe, Darwinizm'in Kara Kutusu, Aksoy Yayıncılık, Haziran 1998, İstanbul, s. 214

İman hakikatlerinin yeniden keşfi, bilim dünyasıyla birlikte tüm dünyayı derinden etkileyecek bir gelişmedir. Bu vesileyle, 1.5 asırdır dünyayı aldatan materyalist felsefe yıkılacak, insanlar Allah'ın varlığını kavrayacak ve O'nun öğrettiği ahlaka göre yaşamaya başlayacaklardır. İnançsızlığın dünyaya getirdiği belalar ve felaketler ortadan kalkacak, Darwinizm'in teşvik ettiği faşist, komünist veya kapitalist ideolojilerin yerine dinin getirdiği güzel ahlak hakim olacaktır.

O ölüden diriyi çıkarır ve diriden ölüyü çıkarır, ölümünden sonra da yeri diriltir. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız.

(Rum Suresi, 19)

Tüm bunların gerçekleşmesinde ise, iman hakikatlerinin öğrenilmesi, kavranması ve tüm toplumlara etkili bir biçimde anlatılması kilit öneme sahiptir. İman hakikatleri, Allah'ın dilemesiyle, inkarcıların sahtekarlıklarını, göz boyayan yalanlarını yutup yok eden Hz. Musa'nın asası gibi, modern çağın aldatmacalarını yok edecektir.

Hayır, Biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (Allah'a karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size. (Enbiya Suresi, 18)