Dünya üzerindeki, insan dahil her canlının varlığını tesadüflere bağlayan evrim teorisine karşı, tüm evreni yaratanın ve herşeyi kontrolünde tutanın Allah olduğunun delilleri olan iman hakikatlerini öğrenmek, anlatmak ve insanlara aktarmak en etkin çözümdür. Çünkü, iman hakikatleri, evrimcilerin "tesadüf" mantığına dayalı teorilerini tamamen yok ederek, ortada bir yaratılış olduğunu göstermekte, Allah'ın üstün ve eşsiz yaratmasını gözler önüne sermektedir.
Örneğin; iman hakikatlerinden biri olan göz, "gözleri düşünmek beni bu teoriden soğuttu" diyen Darwin'den beri evrimcileri çıkmaza sürükleyen yaratılış delillerinden biridir. Gözün yapısı ve işlevleri incelendiğinde evrimcilerin bu kaçışlarının sebebi daha iyi anlaşılır. Göz birçok farklı organel ve bölümden oluşmuş karmaşık bir yapıya sahiptir. Hayret uyandıracak derecede ayrıntılı ve kompleks işlevleri vardır. Bunların tümü gözü oluşturan farklı organel ve bölümlerin uyum içinde çalışmaları sonucunda gerçekleşir. Parçalardan birinin bile olmaması gözün görevini yapamaması demektir. Bu da evrim açısından içinden çıkılmaz bir noktadır. Çünkü evrim, mevcut bütün organların zaman içinde kendi kendilerine oluştuğunu öne sürer. Gözün, ancak bütün organelleriyle eksiksiz ve kusursuz bir şekilde aynı anda var olmasının zorunluluğu da böyle tesadüflere dayalı bir sürecin hiçbir zaman olamayacağı anlamına gelir.
Gözyaşı salgılamayan bir göz, çok kısa bir sürede kurur ve kör olur. Dahası gözyaşı, antiseptik özelliği ile, gözü mikroplara karşı korur. Evrimciler, gözyaşı olmadan birkaç saat içinde kuruyan gözün, sözde evrim süreci içinde, gözyaşı bezleri oluşana kadar milyonlarca yıl nasıl dayandığı sorusunu akıllarına bile getirmek istemezler. Kaldı ki gözün görevini yapabilmesi için, bütün organ ve sistemleriyle mevcut olan bir beden dışında, kornea, konjonktiva, iris, göz bebeği, göz merceği, retina, koroid, göz kasları, göz kapakları gibi doku ve organellere ihtiyaç vardır. Bundan başka göz ve beyin bağlantısını sağlayan muhteşem bir sinir ağı ve beyinde bulunan son derece kompleks görme alanı olmadan görmemiz mümkün değildir. Bütün bu sayılanlar, tesadüfen hiçbir şekilde oluşamayacak kadar özel ve kompleks yapılara sahiptirler.
Canlı bir doku olan gözümüzün camdan daha net bir görüntüyü bize sunmasını sağlayan yüce Allah'tır.
Bu organellerden herhangi biri, örneğin göz merceği olmasa göz hiçbir işe yaramaz. Dahası göz merceği ile göz bebeğinin yerleri değişmiş olsa, göz yine görevini yerine getiremez. Kısaca gözün yapısı çok özel bir planlamanın eseridir. Bir tekinin bile tesadüfler sonucunda kendi kendine oluşması imkansız olan bu organel ve katmanların, belirli bir plan ve uyum içinde aynı anda, aynı yerde bulunmalarının ancak tek bir geçerli ve mantıklı açıklaması vardır. Gözü oluşturan tüm organelleri sonsuz bir akla ve güce sahip olan Allah yaratmıştır.
İşte bu iman hakikati örneğinde de açıkça görüldüğü gibi, bir tek gözün bile tesadüfen oluşması mümkün değilken, canlıların tesadüfen oluşması söz konusu bile değildir. Darwinizm'in ne kadar uydurma ve saçma düşünceler üzerine kurulu bir teori olduğu ortadadır.
Açıktır ki Darwinizm, batıl inanışların, inkarcılığın ve dinsiz bir ahlak anlayışının fikri temelidir; iman hakikatleri ise gerçeğin, hakkın ta kendisidir. Dolayısıyla iman hakikatlerinin açıklanması, herkese ulaşması, Darwinizm'in batıl fikir sistemini yok edecektir. Kuran'ın ifadesiyle beynini darmadağın edecektir. Kuran'da bu ifadenin kullanıldığı ayet şöyledir:
Hayır, Biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (Allah'a karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size. (Enbiya Suresi, 18)
Ayette açıkça bildirildiği gibi batıl bir fikir, gerçeklerin, hakikatlerin ortaya konmasıyla yok olur gider. Darwinizm'in öne sürdüğü yalanlar ve batıl telkinler de mutlak gerçekler olan iman hakikatlerinin ortaya konması ve insanlar arasında yaygınlaşmasıyla kaybolup gidecektir.
Nitekim bilim dünyasında bu süreç, çoktan başlamış durumdadır.

