İMAM GAZALİ

İmam Gazali on birinci asrın son yarısı ile on ikinci asrın başlarında yaşamış Horasanlı bir İslam alimidir. Yaşadığı dönemin en keskin zekalarından biri olduğu kabul edilmektedir. Devrinin müceddidi (Peygamberimizin hadislerinde bildirilen, her yüzyıl başında dini hakikatleri devrin ihtiyacına göre ders vermek üzere gönderilen büyük alim) olarak kabul edilir. Geniş ilmi, üstün zekası ve güçlü muhakemesi ile ünü yalnızca İslam alemine değil bütün Batı dünyasına yayılmıştır. İmam Gazali, o dönemde özellikle Yunan felsefesinden etkilenerek Kuran dışı inanç ve düşünceler öne süren bazı düşünürleri çok etkili bir biçimde çürütmüş, bu gibi yanılgılara karşı imanı ayakta tutmuştur.
Bu ünlü alim derslerinde ve sohbetlerinde iman hakikatlerine geniş ve ayrıntılı olarak yer vermiştir. Eserlerinde de her konuda iman hakikatine rastlamak mümkündür.

Eserlerinde yer alan iman hakikatlerinden bazı örnekler ve iman hakikatlerinin önemi konusundaki bazı sözleri şu şekildedir:

Hiçbir hükümdarın memleketini idaresi, göklerin ve yerin melekûtunu ve bu âlemin düzenini sağlayan Allah-u Teâlâ'nın tedbiri gibi düzenli değildir. Allah-u Teâlâ'dan daha güzel, daha kâmil hiç kimse yoktur. O halde O'nu görmekten, O'na bakmaktan daha lezzetli bir bakış olabilir mi? Bundan anlaşılmış oldu ki, Allah-u Teâlâ'yı ve Kendisine ait sırları bilmek, bütün bilgilerden daha lezzetlidir.

Kalbin Lezzeti Marifetullah'tır: Her âzânın hoşlandığı, zevk ve lezzet aldığı şeyler vardır. Gözün lezzeti güzel şeyleri görmek, kulağın lezzeti istediği şeyleri duymak, şehvetinki yemek-içmek, mukarenet, düşmanına galip gelmek gibi şeylerdir. Kalbin lezzeti ise herşeyin hakikatını bilmektir, bu da Marifetullahtır. Marifetullah yolunda ne kadar ilerlerse o nisbette lezzet alır. Kâinatın Hâlik'ı ve mutasarrıfı olan Allah-u Teâlâ'nın zât ve sıfatına, esrar ve hikmetine, âsâr ve sanatına, izzet ve kudretine taalluk eden marifetten daha lezzetli; O'na yakın olmak, O'nu tanımak şeref ve saâdetinden daha büyük ne olabilir? http://www.hakikat.com/nur/tsvf/tsvf16.html

Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin emrinize verdi; yıldızlar da O'nun emriyle emre hazır kılınmıştır. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için ayetler vardır.

(Nahl Suresi, 12)

Nutfeden yaratılmış olan insan Allah'ın ayetlerindendir... Önceden halinin ne idiğini sonra ne olduğunu düşün! Acaba ins ve cin biraraya gelseler nutfeden bir göz, yahut kulak, yahut akıl, yahut kudret, yahut ilim veya ruh yaratabilirler miydi? Ondan kemik, damar, sinir, deri, kıl vesaire yapmaya muktedir olurlar mıydı? Bunlar bir tarafa Allah yarattıktan sonra insanın keyfiyyet ve mahiyetini, varlığının künhünü (bir şeyin aslı, cevheri, özü) anlamak isteselerdi bundan da aciz kalırlardı...

Allah'ın lütuf ve keremine, o muazzam kudrete ve hikmete bakınız, insanı nasıl kucaklıyor. Ne derece hayreti mucibtir ki, duvarda bir resim veya güzel bir hat yahut nakış gören kimse durur, hayranlıkla onlara bakar, sanatkarın onları nasıl yaptığını düşünür, yaptığı işin ne kadar büyük bir sanat ve maharet olduğunu ifade eder de şu muazzam kainata ve Allah'ın mahlukatına baktığı halde, onları ve Allah'ın sanat ve hikmetini düşünmekte gaflet eder.2

Güneş, Ay, yıldızlar, bulut, yağmur, rüzgar ve tabiattaki bütün kuvvetler, hep Allah-u Teala'nın iradesinde, emrindedir. Katibin elindeki kalem gibidir.

Gökte nice yıldızlar vardır ki, yerden yüzlerce defa büyüktürler. Uzak olduklarından nokta gibi görünüyorlar. Yıldızlar böyle olunca, feleğin yani göklerin büyüklüğü buradan anlaşılır. Bütün bu yıldızlar, bu büyüklükleri ile senin gözünde gayet ufak görünüyor. İşte bu sebeple bunları yaratanın azamet ve hakimiyetini anlayabilirsin.

Yıldızların çokluğuna dikkat edin... Hareket ve dönmeleri, dönerken olan hızları ayrı ayrıdır. Kimi bir ayda, kimi bir senede, kimi on iki senede, kimi otuz senede dönüp çoğu da bu gruptandır. Oradaki hayret edilecek bilgilerin sonu gelmez... Allah-u Teala'nın, bu kısa dünya hayatında, bu hususta verdiği ilimleri anlatmaya kalkarsak günlerce devam eder. İmam Gazali, Kimya-yı Saadet, Tercüme: A. Faruk Meyan, Bedir Yayınevi,İstanbul, s.706-707

Yüzünü göğe çevir, gökyüzünün yıldızlarına, onların doğuş ve batışlarına, Güneş ve Ay'ına, onların sürekli olarak hiç şaşırmadan doğuş ve batışlarındaki farklı durumlara, kıyamete kadar devam edecek olan muntazam hareketlerine, bir saniye bile oynamayan seyirlerine ibretle bak! Yıldızların çokluğunu, şekil ve renklerini düşün. Güneş'in bir sene zarfındaki hareketine nazar et. Eğer onun doğuş ve batışı olmasaydı, gece ve gündüz olmayacaktı. Doğuş ve batışındaki farklılık olmasaydı mevsimler gelmeyecekti... Bunlar saymakla bitmez. Kainattaki her zerrenin nice hikmetleri vardır. Alem bir ev ise, sema onun tavanıdır. İmam Gazali, Zübdet-ül-ihya, Huccet-ül-İslam, Muhammed Cemaleddin el-Kasımi, Salah Bilici, Kitabevi Yayınları, İstanbul, 1973, s.584